İlçe düzeyinde kanunun istediği
anlamda Mahalli İdareler birimi sayılacak Özel
İdare kuruluşu mevcut değildir. İlçe Özel İdare
Müdürlüğü mülkiyeti İl Özel İdaresine ait binada
kendisine verilen görevleri yürütmektedir.
A-BELEDİYELER:
İlçede bir merkez, 4 kasaba belediyesi dışında
43 köy muhtarlığı mevcut olup,bu köylere bağlı
3 yayla vardır. Yakın zamana kadar ilçeye bağlı
olan köylerin Aksaray iline bağlanması ile köy
sayısı azalmıştır, Sarıyahşi, Ortaköy ilçeden
ayrılan ve daha sonra Aksaray'ın ilçesi haline
gelen köylerdendir
B-KÖYLER:
İlçemizin 43 köyü bulunmaktadır. Köylerimizin
ekonomik ve sosyal yönden İlçe ile sıkı bir
ilişkisi vardır. Genel olarak köy,muhtar ve
ihtiyar heyet üyeleri köy hizmetlerini yürütecek
yetenekte değildir. Eğitim seviyeleri de son
derece düşüktür fakat gün geçtikçe köylü
halkımızın eğitim seviyesi yükselmektedir
Selçuklu Devleti Zamanında Sultan Alaattin in
Talimatıyla Yapılan Alaattin (Kurşunlu) Camii
TARİHİ
Şereflikoçhisar,
Kültür Bakanlığının höyüklerde yaptığı
araştırmalardan anlaşılacağı üzere, MÖ. 3000
yıllarına kadar uzanan 5000 yıllık tarihi geçmişe
sahiptir. İsmi sırasıyla; Koşhisar, Tuzbaşı,
Koçhisar ve Şereflikoçhisar olarak değişiklere
uğramıştır. Tarihi süreç içerisinde; Hititliler,
Asurlar, Romalılar, Persler, Emeviler, Selçuklular,
Karamanoğulları,Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içerinde bulunduk.
Karamanoğuları döneminde önemli yerleşim
birimlerinden biri olan Şereflikoçhisar, 1466
yılında Osmanlı topraklarına katılmasından sonra
yapılan ilk yazışmalarda, Karamanoğulları’nın
Sancağı olarak kayıtlara geçmiştir
Şereflikoçhisar insanı; Osmanlı Hakimiyetine
geçtikten sonra, Rumeli’ye Batı Trakya’ya
İstanbul’un Fethi ile de, İstanbul’ Aksaray Semtin
de 1571’de de Kıprıs’ta zorunlu ikamet
ettirilmiştir. Bu nedenle Osmanlının hakimiyetine
geçişinin ilk yüzyılında nahiye durumuna
düşmüştür.19 yy’ın ortalarında Antep, Urfa, ve Maraş
yörelerinde zorunlu ikamete tabi tutulan
Şereflikoçhisar bir dönem Aksaray ve Niğde’ye bağlı
kalmış, ESBKEŞAN salnamesiyle Kulu ve İnevi ile
birlikte ortak yönetimle yöneltilmiştir. Daha sonra
Konya’nın müstakil kazası olan Şereflikoçhisar TC
döneminde önce Aksaray’a sonrada 2441 sayılı yasayla
Ankara’ya bağlanmıştır.Gelir kaynakları tarım tuz ve
nakliyeciliğe dayalı olan Şereflikoçhisar, yurt
dışında en çok işcisi olan beldelerden birisidir.
Ekonomik nedenlerden dolayı son yıllarda göçlerin
görüldüğü Şereflikoçhisar’dan; üç kasabası ayrılarak
ilçe olmuştur. Bu üç kasabasının (Evren, Sarıyahşi,
Ağaçören) köyleri ile birlikte ayrılması, ilçede
ekonomik yaşamı sekteye uğratmıştır

Osmanlı
İmparatorlugu'nda Tuzgölünden Tuz Alan Ve Yurda
Dagıtan Develer (temsili)
Ankara’nın güneyinde, Tuz Gölü, Hirfanlı Baraj Gölü,
Sarıyahşi, Ağaçören, Evren kazaları, Aksaray Konya
illeriyle Bala kazası topraklarıyla çevrili olan
Şereflikoçhisar’ın son sayımda nüfusu 50 bin dir.
Ankara’nın en uzak ilçelerinden biri olan
Şereflikoçhisar’ın 46 köyü 4 kasabası bulunmaktadır.
İlçe toprakları ülkemizin en eski yerleşme
alanlarındandır. Höyükler halindeki il
yerleşmelerden çıkartılan güneşte kurutulmuş
kiremitler Cilalı Taş döneminde bile buralarda
yerleşildiğini göstermektedir. Milattan önceki
devirlerde Hititlerin, Roma ve Doğu Roma (Bizans)
imparatorluğunun, bir ara da İran Devleti'nin
hakimiyetinde kalan ilçe arazisi Malazgirt
Zaferi'nden sonra Selçuklu Türkleri'nin hakimiyetine
girmiştir. Selçuklulardan kalma en önemli tarihî
eserler Sultan Alaaddin Camii ve bugün ayakta
olmayan Hurşid Hatun (Sultan Alaaddin'in eşi)
türbesidir.
Şereflikoçhisar, Selçuklu Devletinin yıkılmasından
sonra Karamaoğulları'na bağlı kalmıştır.
1467 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından Osmanlı
Devleti sınırları içine alınan Şereflikoçhisar
Osmanlılar zamanında genellikle Aksaray'a bağlı bir
kaza durumunda idi. 19. yüzyılda Konya'nın Esb-Keşan
(Atçekenler) kazasının bir nahiyesi olan
Şereflikoçhisar 1891 yılında Konya'nın bir kazası
oldu. 1920'de Aksaray'a bağlandı. 1933 yılında
Aksaray vilayetinin ilgası ile başkent Ankara'ya
bağlanan Şereflikoçhisar, gelişen ekonomik ve sosyal
yapısı ile il olmaya aday hale gelmiştir.
HÖYÜKLER

İlçemizde
Milattan Önceki Çaglardan Kalmış Bir çok Höyük
Mevcuttur
Çatalhöyük
Ankara yolu üzerinde Akin Köyüne ayrılan yerdedir.M.Ö.1000,
2000, 3000 Yıllarına aittir.
Akin Höyüğü
Akin Köyündedir. M.Ö. 3000 yıllarına ait seramik
parçalar bulunmuştur
Harman Höyük
Büyük Damlacık Köyünün Kuzeydoğusunda Harman olarak
adlandırılan yerdedir M.Ö. 3000
Kül Höyük
Şanlıkışla Köyündedir. Tunç ve demir çağı
yerleşmeleri mevcuttur.
Yayla Höyüğü
Hındıllı Yaylasında bulunmaktadır. Türk-İslam
Dönemine ait seramik parçaları bulunmaktadır
Baravan Höyüğü
Karamollauşağı Köyüne giden yoldadır. M.Ö. 2000
Kadı Höyüğü
Şereflikoçhisara 5 km aynı adlı yerde bulunmaktadır.
Karakuyu Höyükleri
Büyük Damlacık Köyüne uzanan yol üzerindedir. M.Ö.
3000
Elemenli Höyüğü
Hamzalı Köyünün kuzeyinde, Hamzalı ovasında Hamzalı
Han Yolu üzerinde bulunmaktadır.
KALELER
Eski Türkçede koş çift anlamına gelmektedir.
Koşhisar çift kale anlamına gelmektedir. Bu isim
sonraları Koçhisar olarak değişikliğe
uğramıştır.(Kaynak.Geçmişten Günümüze
Şereflikoçhisar 96 Mehmet Yücel) Kalıntılardadan iç
içe çift kalenin varlığı anlaşılmaktadı.
Başlıca kaleler şunlardır
Toklu Kalesi
Torun ve demirci obası arasındadır. İçinde bir
mağara vardır.
Çavuş Kalesi
Çavuş Köyü sınırlarındadır
Parlasan Kalesi
Parlasan Köyü sınırlarındadır
Koçaş Kalesi
Sipahiler ve Üzengilik Köyleri arasında
bulunmaktadır
Koçhisar Kalesi
Tüm tarihi veriler Koçhisarın içinde iç içe iki
kalenin varlığını göstermektedir. Ancak çok nadir
kalıntıya rastlanmıştır.
ŞEREFLİKOÇHİSAR İSMİNİN MENŞEİ
Tarihçi Merhum İ. Hakkı Konyalı tarafından yazılan
ve 1970 yılında Şereflikoçhisar belediyesi
tarafından bastırılan "Şereflikoçhisar Tarihi" adlı
esere göre, Osmanlı dönemi yazmalarında adı"Koşhisar"
olarak yazılan Şereflikoçhisar'ın bu ismi "çift
kale" anlamına gelmektedir. Zamanla söylene söylene
Koçhisar şeklini almıştır. Cumhuriyet döneminde
adının başına bir zafer tacı gibi oturtulan
"Şerefli" unvanını ise Konyalı'ya göre burada oturan
"Şerefli" aşiretinden almıştır. Bununla beraber bu
unvanın Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Balkan, Çanakkale
ve Kurtuluş Savaşında çoksayıda şehit vermesi
sebebiyle özel bir kanunla verildiği de
söylenmektedir.